Au pair in the USA

Friday, October 21, 2005

Bu kadar düzenli trafikte araba kullanmanın şokunu hala üstümden atamıyorum. İnsanlar trafikte birbirine yol veriyor? İstanbul'da hiç görülmemiş bir olay bu. Geçen gün çocukları okula bırakıyordum Amerika'lının biri bana yol verdi. Türkiye'de olsa adam beni döverdi herhalde yolunu kestim diye. Medeniyet ne güzel. Herkes birbirine saygılı. İnsanlar birbirlerine kapıları tutuyor. Sokakta yürüyüşe çıktığımda herkes merhaba diyor. İnsanlar daha mutlu ve saygılı.

Host mom bana New York'ta insanların kaba olduğunu anlattı. Ünıversite'ye orada gitmiş. New York İstanbul gibi anladığım kadarıyla. Avusturya'lı au pair bir hafta sonu trenle New York'a gitmeyi teklif etti. Host mom bana 4 kişi gitseniz daha iyi olur dedi. 2 au pair daha bulursak yakında New York'u ziyaret planları başlayacak. Tanıştığım Türk au pair Seda'yı arayıp soracağım yarın. Washington'a sık sık giddebiliyorum ama New York Amerika'da ki en büyük şehir. Kim ne derse desin görmek lazım. Belki Broadway'de musikal bile görebiliriz.

Saturday, October 15, 2005

Bu haftasonu au pair lerden birinin evine doğum günü partisine gittik. Au pair Almanya'dan. Host family hemen hemen gruptaki bütün au pair leri davet etmiş ve çok güzel bir parti hazırlamış. Bu au pair en şanslılardan. Sürekli host family sinin ne kadar iyi olduğunu anlatıp bazı au pair leri sinir bile eder. Ama kendisi arkadaş canlısı iyi bir insan. Bana yakında oturuyor. Host family si ile güzel bir ilişkisi var. Host family lerini o kadar sevmeyenler biraz kıskanıyor galiba.

İlk tanıştığında herkes memnun olduğunu söylüyor. Biraz yakınlaşınca şikayetler başlıyor. Bence bu her evde yaşanan normal şeyler. Bazıları bebek bakmayı sevmiyor. Bütün gün eve bağlandıklarını söylüyorlar. Kimse perfect değil tabii ki burda dedikleri gibi. Benim en önemli hedefim İngilizce'mi mümkün olduğu kadar geliştirmek olduğundan uufak tefek şeylerle canımı sıkmıyorum.

Partiye geri dönelim. Yine yiyecek konusuna gelecek iş. Napıyım hala insanların bu kadar yemek yemesine alışamadım. Host mom akla gelebilecek herşeyi yapmış ya da satın almış. Burda kimsenin o kadar çok şeyi evde hazırlıyacağını pek sanmıyorum. Tuzlulara bayağı alıştım ama tatlılar hala çok kremalı ve şekerli geliyor bana. Bir kaşıktan fazla yiyemiyorum. Banada insanlar baklavanın çok tatlı olduğunu söyleyip duruyor. Burda insanlar baklavayı iyi biliyor ama Yunan'lıların tatlısı olarak biliyorlar. Evet baklava tatlı ama çok az yenir. Kimsenin ben oturup bir tabak baklava yediğini görmedim. Nede olsa o berbat kremalardan kat kat iyidir. Bu arada herkese baklavanın Türk olduğunu öğrettim he he...

Sunday, October 09, 2005

Bu haftasonu bende Amerika'lıların her haftasonu yaptığı gibi alışverişteyim. Burada alışveriş Türkiye'ye kıyasla çok daha ucuz. Mall denen alışveriş merkezlerine gidiyor insanlar genellikle. Benim host mom bana Marshall denilen bir yere gitmemi önerdi. Haklıymış pek çok şey uygun fiyatlarda. Türkiye'de bu fiyatları bulmak imkansız. Hediyelik bir sürü şe var bu dükkanlarda Türkiye'ye dönerken kesin buradan alıyorum herşeyi.

Daha önce dediğim gibi Amerika'da yiyecekte ucuz. Ama herşeyin ucuz olduğunu söyleyemem. Host father bana evlerin çok pahalı olduğunu ve ev fiyatlarının sürekli arttığını söylüyor. İnsanlarıın en büyük masrafı bu büyük evler olsa gerek. Herkesin evi gereğinden büyük ve saki eve zor sığıyorlarmış gibi bir halleri var. Evin yarısından çoğu çocuklara ait. Au pair arkadaşlarımın evine gittim geçen gün onlarınki bizdende beter. Evin her tarafı oyuncak dolu. Amerika'da galiba bazı oyuncakları herkes alıyor. Herkesin evinde aynı oyuncakları görüyorum.

Daha İngilizce kursuna başlamadım. Host mother İngilizce'min çok geliştiğini söylüyor ve başka kurslara gitmemi söylüyor. Bazen hızlı konuşulanları anlamakta zorluk çekiyorum ama yine de çoğunu anlıyorum. Çocuklar sağolsun. Ellerinden geleni yapıyorlar bana İngilizce öğretmek için.

Avrupa'lı au pair lerin hemen hemen hepsi İngilizce iyi biliyor ve kursa gitmeyi planlamıyor. Bazı au pair lerin aksanı çok ama çoğunun iyi. Onlarla haftasonları beraber olmakta İngilizce'me yardımcı oluyor. Uzun süredir Türkçe konuşmuyorum özlemeye başladım. Burada başka bir Türk au pair var onu arayıp her zaman konuşabilirim. Evlerimiz biraz uzak ama gelecek haftasonu belki onunla buluşurum.

Wednesday, October 05, 2005

Amerika'da insanların yemek yemeye düşkünlüğüne hala hayretle bakmaktayım. İnsanlar dışarı çıktıklarında ya da bir araya geliklerinde herşey yemek üstüne yoğunlaşmakta. Sanki insanlar bir araya sadece yemek yemek için geliyor. İnsanların konuşacakları birşey yok gibi yemek dışında.

Au pair arkadaşlarımda öyle düşünüyor. Bütün au pair arkadaşlar ailelerinin yemek alışkanlığından yakınıyor. Bir kaç au pair yemeğe alıştıklarını fakat çok kilo aldıklarını söylediler. İnsanlar ayrıca fazla hareket etmiyor ve bu da dikkat edilmesi gereken birşey. Çocuklardan bile şişman olan çok.

Amerika'da dışarda yemek yemek oldukça ucuz ve haftada bir kaç gün insanlar genellikle dışarda yemek yiyor. Bu yemekler genellikle çok yağlı ve tabii ki lezzetli. Amerika'lılar bunu pek umursamıyor ve çok çalıştıklarından dışarda yemek onlara pratik geliyor. İnsanların kilo problemi beni en çok şaşırtan şey diyebilirim.

Saturday, October 01, 2005

Perşembe günü tanıştığım diğer au pair arkadaşlarla bowling oynamaya gittik. Türkiye'de bir kaç kere oynamıştım ve sevmiştim. Bayağı eğlendim. İnsanın evden uzaklaşıp yaşılarıyla dışarı çıkmasının ne kadar güzel olduğunu hatırladım tekrar. Bu haftaa bayağı yoğundu. Çocukları bir sürü yere götürüp koşturma içersindeydim. Dışarı çıkıp biraz nefes almak gibisi yokmuş.

Amerika'da çocukların sosyal hayatı bayağı yoğun. Piano dersleri, müzik, bale, dans, sanat derken günler hemen bitiyor. Hafta içi bir gün kesin au pair ler ile buluşacağım artık. Onlarda aynı şeyleri söylüyorlar. Au pair lerin çoğu okul çağındaki çocuklara bakıyorlar. Okula giden çocukları arabayla her yere götürmek gerekirse program bayağı dolu olabilir. Ama çocuklar İngilizce öğrenmeme çok yararlı oluyor. Sorduğum her soruya zevkle cevap veriyorlar. Bu da bana çok yararlı oluyor.

Çocuklara çok alıştım, onlarda bana. En azından anneleri öyle diyor. Bazen anne ve babanın bu kadar çok çalışmasına üzülüyorum ama her boş dakikalarını çocuklarıyla geçiriyorlar.

Bazı au pair ler ailelerinden pek hoşlanmıyor ama genellikle herkesin ailesi iyi anladığım kadarıyla. Çok çok mutlu olanlar da var, şikayet edenlerde. Şikayetler genellikle boş zamanlarının yeterli olmadığına dair. Ders almak ya da kursa gitmek isteyenler boş zamanları olmadığından yakınıyor. Unutmamak lazım ki au pair olmak herşeyden önce bir iş. Anne ve babanın işteyken au pair lerinin çocuklarının herşeyiyle ilgilenmesini beklediklerini unutmamak lazım.