Au pair in the USA

Saturday, September 24, 2005

Amerika'daki günlerim dahada hızlı geçmeye başladı. Bugün bir sürü yeni arkadaş edindim. Hepsi bu civarda au pair ve yardımsever insanlar. Bir gurupla hafta içi bowling oynamaya gideceğiz. Burda da Türkiye'deki gibi arkadaşlıklar kurulabilir belki.
Au pair arkadaşların hepsi ailelerinden memnun ve buraya alışmış gibi. Ben Türkiye'ti bazen özlüyorum fakat yeni arkadaşların yararı olacak.

Au pair lerin çoğu İskandinav ülkelerinden. Norveç ve Danimarka'dan daha çok. İsviçre'den ve Almanya'dan da bayağı au pair var. Hafta içi toplanıp bir yerlere gidiyorlarmış. Hepsi bowling oynamayı seviyor, belki bende biraz ilerletirim.

Çoğunun İngilizce'si iyi. Amerika'ya gezmeye geldiklerini söylediler bazıları. Benim amacım İngilizce'mi ilerletmek. Ünıversite öğrencisinede fazla rastlamadım. Çoğu genç ve ülkelerine döndüklerinde gideceklerini söylüyorlar.

Bu arada burda insanların alışveriş alışkanlığı çok ilginç. Anladığım kadarıyla insanlar hafta sonları bütün günlerini alışveriş yaparak geçiriyorlar. Aldıkları şeylerde pek ihtiyaç gereği gibi görünmüyor. Herhalde yapacak başka şeyleri yok. Bütün aile haftasonunu mall denen alışveriş merkezlerinde harcıyor. Haftasonları daha hareketli olmasını beklerdim Amerika'nın. Diğer au pair lerde aynı şeyi söylediler. Demekki bir tek benim dikkatimi çekmemiş bu durum. Washington çok güzel bir yer, insanlar haftasonlarını nasıl kapalı yerlerde geçiriyor anlamadım. Umarım yeni au pair arkadaşlarla şehri biraz daha iyi öğrenebilirim yakında.

Wednesday, September 21, 2005

Amerika'daki günlerim bayağı dolu geçmekte. Doğanın güzelliği ve yeşilliği inanılmaz. İnsanlar yeşili çok iyi korumuşlar ve korumaya devam ediyorlar. Yerlerde daha hiç çöp görmedim. Her taraf inanılmaz derecede temiz. İnsanlar evde ayakkabıyla dolaşıyorlar. Dışardan gelecek bir pislik olmadığından sorun değil. Bana başta garip gelmişti evde ayakkabıyla dolaşmak. Galiba adapte oluyorum!

Haftasonu au pair koordinatörünün evinde parti var. Her au pair kendi ülkesinin mutfağından birşey yapacak. Etraftaki au pair ler ile tanışmak iyi olacak. Hemen hemen Avrupa'nın her köşesinden au pair var bur şehirde. Umarım arkadaş sayısını artırırım. Türk au pair de var bizim grupta, telefonda konuşuyoruz ara sıra. Telefon edip ne yemek yapacağını öğrenmek lazım. Aynı yemeği götürmenin alemi yok.

Yaşadığım mahalleye yakın bir au pair daha var. Avusturya'lı ve bana çok yardımı oluyor. O daha uzun süredir burada olduğu için herşeyi biliyor. Bazen akşamları buluşacağız. İngilizcem açısından da iyi olur. İnsanlar burada pek birbirine gidip gelmiyor. Haftaiçi herkes saat 9 dan önce odasına kapanıyor. Ben televizyon seyrediyorum İngilizce öğrenmek için çok yararlı unutmadan ekliyim.

Monday, September 19, 2005

Bethesda Washington DC civarında çok şirin bir yer. Host ailemle gayet iyi geçiniyoruz. Çocuklar bazen yorucu oluyor ama yinede iyi günler dolu dolu geçiyor. Amerika'da herkes bir koşuşturma içinde zaten yada Washington böyle. Anne ve baba bütün gün işte. Sadece haftasonları çocularıyla vakit geçirebiliyorlar. Akşam 6 civarı anne geliyor ve benim görevim bitiyor ama akşam yemeği hazirlamasına yardım ediyorum.

Yemekler hakkında 10 sayfa yazi yazabilirim ama açıkçası şu ana kadar pek olumlu değil yemeklerle ilgili görüşlerim. Herşey beni şişmanlatacakmış gibi geliyor. Evde yemek yapıldığında daha sağlıklı şeyler yiyoruz ama bazen dışardan ısmarlanıyor yemekler. Onlar pek hoşuma gitmiyor. Sebze yemeği alışkanlığı pek yok. Anne evde sebze yapınca haşlıyor ve çocuklar yememek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bazen bizim yemeklerden yapmam lazım.

İnsanların şişmanlığı beni çok şaşırttı. Umarım bende böyle olmam. Ama bu yemeklerden yemeye devam edersem sonum pek iyi görünmüyor.

Saturday, September 17, 2005

Uzun bir uçak yolculuğundan sonra New York'a nihayet vardık ve havaalanında karşılandık. Bir takım formalitelerden sonra sabırsızlıkla tanışmayı beklediğim host ailemin (host family) yanına vardım. Baba beni karşılamaya Washington havaalanına yalnız geldi. Çocukların evde merakla beni beklediğini söyledi.

Bavullarımı aldıktan sonra arabayla yaklaşık yarım saat süren bir yolculuktan sonra eve vardık. Garaja park edip eve girince bir sıra halinde üç çocuk hemen bana Türkçe merhaba dedi. Teker teker tanıştıktan sonra çocuklar hemen bana odalamı göstermeyi teklif etti. Çocukların ikisi erkek ve biri kız. Yaşları ve isimleri: Brad 8, James 6 ve Emily 4. Çocuklar sorunsuz ve mutlu görünüyor. Anne ve baba da sıcak insanlar. Odama çıktığımızda derin bir nefes alıyorum. Beklediğimden çok daha iyi. Kendime ait banyom bile var.

Ev oldukça büyük ve rahat. Evin büyük bir kısmını çocukların oyuncakları dolduruyor ama herşey yerli yerinde. Anlamam için baba çok yavaş İngilizce konuşuyor. Keşke herkes böyle olsa. Genelde konuşulanları anlıyorum ama konuşmak çok daha zor. Zavallı insanlar yarım saat bekliyor bir cevap için.