Au pair in the USA

Tuesday, December 06, 2005

İngilizce kursuna başladığımdan beri nefes alacak vaktim yok desem yeridir. Kurs süper değil ama hiç yoktan iyidir. Normalde kurslar çok pahalı. Au pair kurs yardımı 500 dolar. Bütçeyi fazla aşmadan biraz gramer öğrenmeye çalışıyorum. Ev ödevlerime çocuklar yardım ediyor. Sistemimiz çok iyi ben onlara matematik onlar bana İngilizce öğretiyor. Host mother bu durumdan çok memnun çünkü burada okulda matematik dersleri pek iyi değil diyor. Çocukların matematiği berbat. Benim İngilizce'm daha iyi diyebilirim. Tabii çocuklarda matematikten nefret ediyor.
Haftasonu Alman bir au pair parti yapacak. Kesin gidiyorum ders çalışmaktan arkadaşlarımın yüzünü unuttum. Yeni gelen 2 Türk au pair varmış onlarla tanışmakta istiyorum. Türkçe konuşmaya da hasret kaldım.

Saturday, November 19, 2005

Haftaya İngilizce kursuna başlıyorum. Çok mutluyum. Burada ne kadar pratik yapsamda gramer ve yazma için okula gitmem gerektiğini anladım. Host mom bana beklememi tavsiye etti ama ben kararlıyım. Vakit çok çabuk geçiyor. Çoğu au pair buraya eğlenmeye geliyor fakat benim İngilizce öğrenip Türkiye'de iş hayatına hazırlanmam lazım. Buradaki au pair arkadaşlarımın çoğunun üniversite mezunu olmadığı beni şaşırttı. Bir iki au pair dışında kimsenin lise sonrası eğitimi yok. Tabii ki bazıları çok genç daha. Danimarka'lı bir au pair geri döndüğünde gidecek. Liseyi yeni bitirmiş ve bu fırsat belki bir daha eline geçmez düşüncesiyle gelmiş buraya. Belki bende liseden sonra gelseydim üniversite hayatım farklı olurdu. Ama o yaşta ailemden ayrılabilirmiydim bilmiyorum. Danimarka'lı au pair çok genç ve henüz kendi çocuk gibi. 2 yaşında bir çocuğa bakıyor. Herhalde bütün gün geziyorlar. Gitmediği yer kalmamış :)

Thursday, November 03, 2005

Hafta sonu Türkiye'den çocukluk arkadaşımlaydım. Türkçe konuşmayı ne kadar özlediğimi yeni anladım. Connecticut'tan beni ziyarete geldi. Çok güzel zaman geçirdik. Bu civara ilk gelişiymiş. Harika zaman geçirdik. Ailem bizde kalmasına izin verdi. Böylelikle beraber bol zaman geçirdik. Çocuklar benden daha heyecanlıydı. Host family mim misafirperverliğiyle gurur duydum. Host mom bize kahvaltı hazırladı ve erkenden çıkıp bütün şehri gezdik. Umarım yakında yine gelir!

Friday, October 21, 2005

Bu kadar düzenli trafikte araba kullanmanın şokunu hala üstümden atamıyorum. İnsanlar trafikte birbirine yol veriyor? İstanbul'da hiç görülmemiş bir olay bu. Geçen gün çocukları okula bırakıyordum Amerika'lının biri bana yol verdi. Türkiye'de olsa adam beni döverdi herhalde yolunu kestim diye. Medeniyet ne güzel. Herkes birbirine saygılı. İnsanlar birbirlerine kapıları tutuyor. Sokakta yürüyüşe çıktığımda herkes merhaba diyor. İnsanlar daha mutlu ve saygılı.

Host mom bana New York'ta insanların kaba olduğunu anlattı. Ünıversite'ye orada gitmiş. New York İstanbul gibi anladığım kadarıyla. Avusturya'lı au pair bir hafta sonu trenle New York'a gitmeyi teklif etti. Host mom bana 4 kişi gitseniz daha iyi olur dedi. 2 au pair daha bulursak yakında New York'u ziyaret planları başlayacak. Tanıştığım Türk au pair Seda'yı arayıp soracağım yarın. Washington'a sık sık giddebiliyorum ama New York Amerika'da ki en büyük şehir. Kim ne derse desin görmek lazım. Belki Broadway'de musikal bile görebiliriz.

Saturday, October 15, 2005

Bu haftasonu au pair lerden birinin evine doğum günü partisine gittik. Au pair Almanya'dan. Host family hemen hemen gruptaki bütün au pair leri davet etmiş ve çok güzel bir parti hazırlamış. Bu au pair en şanslılardan. Sürekli host family sinin ne kadar iyi olduğunu anlatıp bazı au pair leri sinir bile eder. Ama kendisi arkadaş canlısı iyi bir insan. Bana yakında oturuyor. Host family si ile güzel bir ilişkisi var. Host family lerini o kadar sevmeyenler biraz kıskanıyor galiba.

İlk tanıştığında herkes memnun olduğunu söylüyor. Biraz yakınlaşınca şikayetler başlıyor. Bence bu her evde yaşanan normal şeyler. Bazıları bebek bakmayı sevmiyor. Bütün gün eve bağlandıklarını söylüyorlar. Kimse perfect değil tabii ki burda dedikleri gibi. Benim en önemli hedefim İngilizce'mi mümkün olduğu kadar geliştirmek olduğundan uufak tefek şeylerle canımı sıkmıyorum.

Partiye geri dönelim. Yine yiyecek konusuna gelecek iş. Napıyım hala insanların bu kadar yemek yemesine alışamadım. Host mom akla gelebilecek herşeyi yapmış ya da satın almış. Burda kimsenin o kadar çok şeyi evde hazırlıyacağını pek sanmıyorum. Tuzlulara bayağı alıştım ama tatlılar hala çok kremalı ve şekerli geliyor bana. Bir kaşıktan fazla yiyemiyorum. Banada insanlar baklavanın çok tatlı olduğunu söyleyip duruyor. Burda insanlar baklavayı iyi biliyor ama Yunan'lıların tatlısı olarak biliyorlar. Evet baklava tatlı ama çok az yenir. Kimsenin ben oturup bir tabak baklava yediğini görmedim. Nede olsa o berbat kremalardan kat kat iyidir. Bu arada herkese baklavanın Türk olduğunu öğrettim he he...

Sunday, October 09, 2005

Bu haftasonu bende Amerika'lıların her haftasonu yaptığı gibi alışverişteyim. Burada alışveriş Türkiye'ye kıyasla çok daha ucuz. Mall denen alışveriş merkezlerine gidiyor insanlar genellikle. Benim host mom bana Marshall denilen bir yere gitmemi önerdi. Haklıymış pek çok şey uygun fiyatlarda. Türkiye'de bu fiyatları bulmak imkansız. Hediyelik bir sürü şe var bu dükkanlarda Türkiye'ye dönerken kesin buradan alıyorum herşeyi.

Daha önce dediğim gibi Amerika'da yiyecekte ucuz. Ama herşeyin ucuz olduğunu söyleyemem. Host father bana evlerin çok pahalı olduğunu ve ev fiyatlarının sürekli arttığını söylüyor. İnsanlarıın en büyük masrafı bu büyük evler olsa gerek. Herkesin evi gereğinden büyük ve saki eve zor sığıyorlarmış gibi bir halleri var. Evin yarısından çoğu çocuklara ait. Au pair arkadaşlarımın evine gittim geçen gün onlarınki bizdende beter. Evin her tarafı oyuncak dolu. Amerika'da galiba bazı oyuncakları herkes alıyor. Herkesin evinde aynı oyuncakları görüyorum.

Daha İngilizce kursuna başlamadım. Host mother İngilizce'min çok geliştiğini söylüyor ve başka kurslara gitmemi söylüyor. Bazen hızlı konuşulanları anlamakta zorluk çekiyorum ama yine de çoğunu anlıyorum. Çocuklar sağolsun. Ellerinden geleni yapıyorlar bana İngilizce öğretmek için.

Avrupa'lı au pair lerin hemen hemen hepsi İngilizce iyi biliyor ve kursa gitmeyi planlamıyor. Bazı au pair lerin aksanı çok ama çoğunun iyi. Onlarla haftasonları beraber olmakta İngilizce'me yardımcı oluyor. Uzun süredir Türkçe konuşmuyorum özlemeye başladım. Burada başka bir Türk au pair var onu arayıp her zaman konuşabilirim. Evlerimiz biraz uzak ama gelecek haftasonu belki onunla buluşurum.

Wednesday, October 05, 2005

Amerika'da insanların yemek yemeye düşkünlüğüne hala hayretle bakmaktayım. İnsanlar dışarı çıktıklarında ya da bir araya geliklerinde herşey yemek üstüne yoğunlaşmakta. Sanki insanlar bir araya sadece yemek yemek için geliyor. İnsanların konuşacakları birşey yok gibi yemek dışında.

Au pair arkadaşlarımda öyle düşünüyor. Bütün au pair arkadaşlar ailelerinin yemek alışkanlığından yakınıyor. Bir kaç au pair yemeğe alıştıklarını fakat çok kilo aldıklarını söylediler. İnsanlar ayrıca fazla hareket etmiyor ve bu da dikkat edilmesi gereken birşey. Çocuklardan bile şişman olan çok.

Amerika'da dışarda yemek yemek oldukça ucuz ve haftada bir kaç gün insanlar genellikle dışarda yemek yiyor. Bu yemekler genellikle çok yağlı ve tabii ki lezzetli. Amerika'lılar bunu pek umursamıyor ve çok çalıştıklarından dışarda yemek onlara pratik geliyor. İnsanların kilo problemi beni en çok şaşırtan şey diyebilirim.